23 Mart 2009 Pazartesi

Koltuktayim msj birak

Kim giriyo arkadasim bu bloga?
Bisey yazmiyorum ki.

Valla mesgul oldugumdan degil, gayet tembel bi insanim.
Aklimdaydi da unutmus filan da degilim valla, ertelemek diye igrenc bi huy var ya hani..

Zaten.

Penguin Books pesimde. 20th Fox Century senaryolarimla ilgileniyo. Pariste fotograf sergim var haftaya. Zaten bu ulkeden de kurtuldum artik. Niye yaziim ki ben zaten asmisim.

Tembelligi.

Bazen gotum yataga yapisti diye korkuyorum, uzanmiyorum visne suyuna.

Bu kocaman zaten parantezinde yasiyorum ben.

Bok var cunku orda.

22 Ocak 2008 Salı

Diz Uyuşması


-Bir insan çişini en fazla ne kadar tutabilir?
-Tutmayana kadar.

7.02'de arkabahçemiz korku filmi setlerine benziyor. Siz görürseniz sadece ödünüz patlar, bense pencereden bakamıyorum..ama nedenlerimiz farklı.

-Şehirlerarası otobus ne kadar rahattır?
-Uykunuz olduğu oranda.

Eşyalarımı periyodik olarak saklamaya karar verdim, aylar önce kaybettiğim bir şey bulunca yeni almış gibi seviniyorum.

-Beklemek ne kadar uzundur?
-Sabırsızlığınız kadar.

Bum bum.

StumbleUpon sayesinde bir siteye sardım, belki bir göz atmak istersiniz.

Belki isim seçmeden dinlemek istersiniz, belki tür, tarz, duygu dinlemek istersiniz.

08 Ocak 2008 Salı

Mırrrrr..


küçük prens'e.

07 Ocak 2008 Pazartesi

Yetişkinler İçin Alfabe

1925 yılında Chicago'da doğan Edward Gorey, Dracula(Bram Stoker), The Old Possum's Book of Practical Cats(T.S. Eliot) gibi eserler için illüstratörlük yapmış, Buffy The Vampire Slayer, Batman: The Animated Series ve The X-Files gibi karanlık serilere esin kaynağı olmuştur. Bir rivayete göre ise Tim Burton da bu amcadan etkilenmiş. Belki de ona da bir teşekkür borçluyuz.

A is for Amy who fell down the stairs.
A es por Amy que calló por las escaleras.

Bu da Edward Amca'nın kısa, trajik hikayelerden oluşan alfabesi. Merak edenler için devamı..

Merry Xmas

Meri Kırizmıs! Hola!

06 Ocak 2008 Pazar

20 lik Dişe İthafen





-Dişimi mi çekiceksiniz?
-Hayır, vo.. çekicez.
-Ne?
-Vo..
-O ne demek??
-Röntgen.
Kafamı sabit tutamam. Hiçbir yerimi sabit tutamam..
-Şunu ağzında tutacaksın.
Ama salyalarım akar..

-------------

Arkadan annemin iktirmesiyle girdiğim apartman dairesi renkli, sevimli gözüküyor ama aldanmıyorum. Arkaya giden koridorun sonunda kötü bişeyler olduğu aşikar. Salonda oyuncaklar var, ve onlarla oynayan çocuklar. Mutlu gözüküyorlar, yine aldanmıyorum.
Bir kadın var, sürekli çalan telefona bakıyor. Bizi görünce gülümsüyor, sadece bakıyorum. Sonra sarı kıvırcık saçlı başka bir kadın geliyor içerden. Geri çekiliyorum, üzerinde önlük var. Bana gülümsüyor, annemle konuşuyor(-Meraba S. Hanım. - Meraba Binnur Hanım), bana dönüyor: Meraba missmonk.
-Meraba..
İçeri gidiyoruz, bi tane daha çıkıyor ortaya.
- Meraba Levent Bey.
Yaklaşmıyorum, önlüğe ek olarak ameliyat maskesi ve beyaz eldivenleri var.
Gülümsüyor, bişeyler söylüyor, koltuğa uzanıyorum.
Kafamın üstünde iki kafa, biri tanıdık biri yabancı.
Tanıdık olan daha acımasız geliyor.
Yumuşak, plastik gibi bir şey veriyor, ısır diyor. Pembe nesnedeki izlere bakıyorum, orada güldüğüm ilk dakika oluyor.
Sonra gidiyoruz, hiçbir şey olmuyor. Üzerinde Bugs Bunny'ye benzetilmeye çalışılmış bir tavşan olan beyaz bi kitapçık veriyor bize salondaki kadın gitmeden önce. Bugs, Çakma Bugs ve ben..üçümüzün ortak özelliği dişlek olmak.
---------------------------
İki gidiş sonra iki beyaz önlüklünün evli olduğunu, herkese hemen tel takılmadığını ve asıl işkencecinin beyaz önlüklüler olmadığını anlıyorum. Ama bu, patronun Dr.L. olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Salonda yine aptal çocuklar var, bir tanesi onların kızıymış. Benden küçük ve mutlu gözüküyor. Annesinin babasının onu ayrı tuttuğunu düşünüp sinirleniyorum.
Kısa bir süre sonra İşkenceci ile karşılaşıyoruz. Tanışmıyoruz, çünkü zaten tanışıyoruz. Garip, o ana kadar hiç doktor gözüyle bakmamışım ona. Muayenehanesinde dünya kupası şarkısı söyleyen maymun maskotu, son sayısı hep bulunmak üzere bir sürü Le-Manyak dergisi olan, koridor duvarında dişçi alçısıyla yapılmış Kötü Kedi Şerafettin tablosu ile beni ilk karikatür karakterimle tanıştıran bu kot tulumlu kısa göbekli adam AKA Yaşar Amca, benim 8i sağlam olmak üzere tam 9 tane dişimi çekti, hepsinde de ''Bu acımıcak.'' dedi. Ama benim hiç dişim çürümedi. Annem de utanmadan onunla iş birliği yaptı, çekimden önce Köfteci Ramazan'da birbuçuk porsiyon köfte ile bana rüşvet bile verdi. ''Sen de mi Brütüs.'' diyebilir bazen ilkokuliki deki bir çocuk bile.
----------------------
Bir gün Dr.L pembe, şeffaf, garip bir şey verdi,dedi ''Bunu takıcaksın''. Baktım öyle ''Nası yani?''. Üstüne de küçük bir fil resmi yapmış. Sevimli olduğunu mu sanıyorsun? Taktım ve aynaya baktım, üç delikli damaklığım ve tükürükler saçarak konuşmamla Hanibal Lecter'dan farksızdım. Sene 1995 ve daha bir kaç gün önce izlediğim adama dönüştüm.
------------------------
Dişini ayrı, damaklığı ayrı fırçala; ilkokuliki nin bir başka işkencesi sabahın köründe içilen ballı yumurtalı sütten sonra fırçala, etüdde yemekten sonra fırçala, akşam evde yemekten sonra fırçala..hayatımın en güzel yılının böyle harcanmasına izin veremezdim.
Yalan söyledim, annem sordu taktım dedim, beni anneme ispiyonlayan arkadaşım Ece'ye rağmen. Etüdde unuttum dedim, çamaşır makinasının üstünde buldu. Takmadım, ama pişman olmadım.
----------------------
Bir gün başka bi aletle geldi, kızgındı: Bunu uykuda da takıcaksın. Peki nasıl? Koltuğa uzandım, üst iki yandan birer dişime metal birşeyler taktı, gıdıklandım. Sonra aletin iki ucunu metal parçalardaki deliklere geçirdi, kafama da bir bant geçirdi. Aynaya baktım, küçükken okuduğum bir kitaptaki böceğe benziyordum,belki bileniniz vardır tomustan böceğini. ''Metal yuvalar oynarsa sakın takma hemen bana gel.'' dedi. Bu, Dr.L yi sondan ikinci görüşüm oldu.
---------------------
Sene 2006, psikoloğumla uzatılmış birbuçuk saatimden sonra kapıdan çıkıp bekleme odasında onu tekrar göreceğim kimin aklına gelirdi? Mutsuz görünüyordu, karısı ve kızı da yanındaydı. ''Bakın'' dedim ''Hala takmıyorum.'' Sadece güldü, daha önemli dertleri vardı. Kızı benden küçüktü ve garip görünüyordu. Annesi ve babasının onunla başının dertte olduğunu görüp sevindim..nedense(?). Bir şişe vodka içmiş gibi gülümsedim ve çıktım. -------------------------------

Sene 2008, darlığı yüzünden içinden diş eksiltilen damağım bir 20lik diş kazandı. Ama birileri bir yerlerde birşeyleri atlamış olmalı ki yanagımda bir delik açılmak üzereymiş gibi hissediyorum. Ve meraba Dr.L , ağzıma soktuğun garip aletleri görünce hala korkuyorum, dişe sürtme sesleri hala beynimde yankılanıyor. Ama boşver doktor, ilkokuliki hala çocukluğumun en güzel yılı ve çıkık ön dişlerimin araladığı dudaklarım var. Belki de biraz teşekkürü hak ettin ha ne dersin? Mutlu yıllar!